KİTAP
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte, Kemalizm bağımsızlık mücadelesinin ideolojisi olmanın ötesine geçerek, Türkiye’nin toplumsal ve siyasal dokusunu şekillendiren bir güç haline geldi. Ancak, bu ideoloji, her dönemde olduğu gibi, özellikle 1980’lerde uluslararası egemen güçlerin hedefinde oldu.
Kadim şamanik ritüellerin kutsal bitkileri, günümüzün en prestijli laboratuvarlarında ruh sağlığı için yeni bir umut kapısı aralıyor. "Zihin & Şifa Psikedeliklerin Tıbbi Potansiyeli," psilosibin, LSD, MDMA ve ayahuasca gibi psikedelik maddelerin, depresyon, travma ve bağımlılık gibi modern tıbbın en zorlu sorunlarına karşı sunduğu devrim niteliğindeki potansiyeli derinlemesine inceliyor.
Var Olmayan Tanrıyı Yaratmak
Zifiri karanlık, fırtınalı bir ormanın içinde, peşini bırakmayan kabuslarının arasında yolunu bulmaya çalışan bir adam... Ve tepede gizlenmiş bir taverna.
Yunan isyanı sırasında Osmanlı donanmasının Navarin’de yakılmasının ardından Kaptan-ı Derya Hüsrev Paşa ile Komodor John Rodgers arasındaki görüşmeler 1831’de imzalanan Ticaret ve Seyrisefain Antlaşması ile sonuçlanır. Antlaşma ile ABD Akdeniz ve Karadeniz’de ticaretini geliştirmeyi, Osmanlı Devleti de donanmasını yenilemeyi ümit etmektedir.
Kitap; tarihsel örnekler, antropolojik gözlemler ve güncel psikoloji bulgularını bir araya getirerek pratik, uygulanabilir yollar sunuyor: mevsimsel törenler, ortak sofra ritüelleri, dikkat ve nefes alışkanlıkları, mahalle dayanışması, yavaşlıkla onarılan ilişkiler.
“Bir çocuk hayal kurduğunda bir millet geleceğini inşa etmeye başlar.” Ali, bir ödevin hayatını değiştireceğini asla tahmin edemezdi. Kalemi eline almakta zorlanırken hiç ummadığı bir yolculuğun kapıları önünde açılıverdi.
Bu kitap, bir varoluş savaşına dönüşen “ötekini” yenme, alt etme, geçme ve böylece yaşamda kendine bir yer açıp hayatta kalma savaşını tüm yönleriyle masaya yatırıyor. Modern hayatın şefkat kisvesi altında gizlenen zorbalıklarını, dijital komşulardan tüketim tuzaklarına, başarı baskısından “Sen özelsin!” illüzyonuna kadar inceliyor.
Sinan Ergin, yıllar içinde edindiği bilgileri, tecrübeleri yalın ve etkili bir anlatımla aktararak bizi kendi gücümüzle buluşturuyor. Bu kitapta, hayatınızda neyin mümkün olduğunu yeniden keşfedecek, düşündüğünüz, hissettiğiniz ve yaptığınız her şeyin nasıl bir “yaratım” süreci olduğunu göreceksiniz.
Türklerin tarihini anlamak, yalnızca geçmişi öğrenmek değildir; kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve dünyaya hangi değerleri kattığımızı yeniden keşfetmektir. Bozkırın rüzgârına karışan at nalı seslerinden taşlara kazınmış bengü yazıtlara, göç yollarında yeşeren yeni devletlerden kadim şehirlerin taş sokaklarına kadar Türklerin bıraktığı izler, insanlık tarihinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Kızıl Yıldız, Lenin’den Stalin’e, Kruşçev’den Gorbaçov’a kadar uzanan dönemde yalnızca liderlerin kararlarını değil, sıradan insanların umutlarını, korkularını ve alışkanlıklarını da gözler önüne seriyor. Açlıkla mücadele eden köylülerden Sputnik’in gökyüzündeki parıltısına, kolektif çiftliklerden Soğuk Savaş’ın kritik dönemeçlerine uzanan bir tablo çiziliyor. Bu yaklaşım, “büyük tarih” ile “küçük hayatlar” arasındaki bağı yakalıyor.
Amil'in eline geçen gizemli bir günlük, onu hiç tanımadığı büyük büyükbabasının Birinci Dünya Savaşı'na uzanan hikâyesine sürükler. Sayfalar açıldıkça unutulmuş anılar canlanır, kelimeler ışık saçar. Günlük yalnızca tarihin izlerini değil, Amil'in içinde saklı şaşırtıcı bir yeteneği de ortaya çıkarır.
"Artık erteleme benim için geçmişte kaldı. ‘Yarına bırakma, dün olsun’ mottomu benimserken, aslında sadece zamanı değil, hayatı da kucaklamayı öğrendim.”
“İyi ki varsınız. İyi ki yoluma taş koydunuz. İyi ki yolumdan o taşı kaldırdınız.”
Bu kitap; kendine güvenmeyi, "hayır" diyebilmeyi, sağlıklı kalmayı, narsistleri tanımayı, kırmızı bayrakları öğrenmeyi, aşkı, arkadaşlığı, iş hayatını, bazen de "Diyet mi yapmalı, yoksa tatlı mı yemeli?" ikilemini konuşuyor. Kimi zaman da ciddiyetimizi takınıp kendimiz olma yolunda birbirimizi gazlamayı amaçlıyor.
Bazı yerler sadece geçmişe değil, iyileşmeye de açılan bir kapıdır…
Annie Marlow, hayatının en sarsıcı dönemlerinden birini atlatmaya çalışırken, teselliyi geçmişin sıcak anılarında arar.
Bugün hayatımın en mutlu günü olmalıydı.
Hayallerimdeki adamla nişanlıydım, sadece birkaç saat içinde yargıcın karşısına çıkacak ve ölüm bizi ayırana dek karı koca olmak üzere yemin edecektik. Bir iki aksilik yaşanmış olsa dahi bugün tam da düşlediğim gibi geçecekti.
Ne zamana kadar bu hayatı sürdürebilirsin?
Sadeleşmek, gerçek özgürlüktür.
Özgürlükse istediğiniz şeyleri yapmak değil, istemediğiniz şeyleri yapmak zorunda kalmamaktır.
“Önce harap ve bitap düşünceye kadar günlerce, haftalarca yürümeye icbar edildiler. Sonra hesapların üzerinde, istiap haddini aşan sayıda esir olduğu için esir kampları ölüm kamplarına dönüştürüldü. Aç kaldılar... Pis, sağlık koşullarına uygun olmayan kamplarda kol gezen salgın hastalıklar nedeniyle kırıldılar. Ölenler o kadar çoktu ki toplu gömüler ya da cesetlerin yakılması gerekmişti.”
"Bu kitapta öğrendiklerin sadece Ali için değil, senin için de geçerli. Korkularımız olur, hata yaparız, bazen güler bazen utanırız. Ama içimizdeki ses, denemenin de cesaret olduğunu söylüyor."
Bir gün bir kapı açılır, “olmaz” dediğin her şey bir anda mümkün olur.
Hayatının uzun yıllarını bahçesine vakfetmiş olan babasının, “omuzlarında tonlarca geçmiş taşıyan bir Atlas” gibi gördüğü ve idealize ettiği kişinin ölümünü anlattığı bu kitabında Georgi Gospodinov, yeri doldurulamaz bir kayıp karşısında hissettiklerini içten ve etkileyici bir dille aktarırken, aynı zamanda hayat ve ölüm üzerine, sevgi ve yas üzerine, varoluşumuzu anlamlandıran ve yola devam etmemizi sağlayan şeyler üzerine derin bir tefekküre dalıyor.
Berk, telefonunu bir an bile elinden bırakmak istemeyen bir çocuk. Annesi, babası, dedesi, babaannesi, halaları, amcaları, enişteleri… herkes ama herkes ondan aynı şeyi istiyor: “Artık bırak şu telefonu!”
"Eczacılık tarihinden öyküler..."
Tarihteki ünlü Teb kentinin kütüphanesine, kapısının üstünde yer alan şu yazının altından geçerek giriliyordu: “Ruhun İlacı”... Elinizde tuttuğunuz bu kitabın sayfalarında, ruhunuza ilaç olacak birbirinden güzel öyküler bekliyor sizleri.
“Kitaplar bir arkadaş gibi sayfalarıyla bana sarılıyor, yargılamadan beni dinliyor ve dert ortağım oluyordu.”
Bu hafta sonu babam ve arkadaşı bilimsel bir çalışma yapmayı planlıyormuş. Ama hem mevsimin güzelliği hem de gideceğimiz yerin ilginçliği nedeniyle hepimizin hoşuna gidecek bir gezi olacağını düşünmüşler. Çok iyi düşünmüşler!
Çevremizi saran gizli matematiği ortaya çıkarın! İnsanlar her gün kendi işlerini yaparken matematiği farkına bile varmadan kullanır! İstatistikleri inceleyen bir teknik direktörden herkesin yemeğinin aynı anda hazır olmasını sağlayan aşçıya kadar kitapta yer verilen işler ve meslekler, hayatımızdaki matematiği aramak için bize ilham verecek.
Günlük yaşamınızda karşınıza çıkan ilginç olayların altındaki bilimsel açıklamaları, kendiniz deneyerek keşfetmeye ne dersiniz? Deneylerle Keşfediyorum kitabıyla bilim insanlarını tanıma ve onlardan ilham alma fırsatı bulacaksınız.
Bu kitapta, takip edilmesi kolay, eğlenceli etkinliklerle üretmeyi, inşa etmeyi, yemek pişirmeyi öğrenerek pek çok beceri edinecek ve unutulmayacak bir eğlencenin kapısını aralayacaksınız.
Bu kitap, matematiksel ve mekanik bulmacalar alanlarında dünya çapında bir efsane olan Nobuyuki “Nob” Yoshigahara’nın çözümlü matematiksel bulmacalarından oluşan bir seçkiyi bir araya getiriyor. Tokyo Teknoloji Enstitüsü’nden mezun olan Yoshigahara, yaşamı boyunca çok sayıda mekanik bulmaca icat etti ve 80’den fazla bulmaca kitabı yayımladı.
Bu kitap; sabırla yanan, kendine yürüyen ve bir başkasının kalbine ışık olmaya cesaret eden tüm koçlar ve içsel sorularla kendine koçluk yapmak isteyenler için yazıldı.
Bir insan nasıl zengin olur?
Sıfırdan başlayıp milyon dolarlık şirketleri, markaları nasıl kurar?
Dünyanın en zenginleri listelerine nasıl girer?
Bu kitabı elinize aldığınıza göre muhtemelen siz de bu soruların yanıtlarını merak ediyorsunuz. Ben size yanıtı en kestirmeden vereyim mi? İlk kural kitabımın isminde yatıyor: Para bağırır servet fısıldar!
Tavşan Hanım siz değerli okuyucularını zihin okuma oyunu oynamaya davet ediyor! Peki ya siz bu büyülü kitabın içinde düşüp bir süre sihir dünyasında kaybolmaya hazır mısınız?
Perslerden Bulgarlara, Ruslardan Emevilere birçok güç, İstanbul'un önüne gelir ama surları aşamaz. Çünkü kapılar yüzyıllardır Fatih’ini beklemektedir!
Fâtih Sultan Mehmed kitabı, Osmanlı’nın bir cihan imparatorluğuna dönüşmesinde büyük payı olan II. Murad’ın icraatlarıyla başlıyor: Varna Muharebesi, İtalyan şehir devletleriyle ilişkiler ve Çandarlı ailesinin yükselişi…
1928 yılında, Ankara’da öğretmene ihtiyaç olduğunu duyduğunda, gözünü bile kırpmadan İstanbul’u geride bırakıp soluğu başkentte aldı. Cumhuriyet’in ve Ankara’nın kuruluşuna birinci elden tanıklık etti, katkı sundu.
Zihniniz gerçekten size mi ait, yoksa geçmişten gelen kaygılar, pişmanlıklar ve korkular tarafından mı yönetiliyor?
Zihninizde dönüp duran olumsuz düşünceler hayatınızı nasıl etkiliyor ?
Peki, bu düşünceler sizi ileriye mi taşıyor, yoksa farkında olmadan geriye mi çekiyor?
“Müziğin Rengi mi?
İyi de müzik görülen değil, duyulan bir şey.” diye düşünüyorsan bu kitabı okurken şaşıracağın tek şey kitabın ismi olmayacak.
Sisler içinde bir çocukluk, şekil değiştiren anılar, zamansız bir vedanın gölgesi…
Jack Duluoz’un hafızasında, Lowell’ın gri sokaklarında yankılanan haykırışlar, annesinin fısıltıları ve küçük bir çocuğun hasta yatağından yükselen kutsal bir ışık var.
"Babaannemin bana verdiği hediye yalnızca bir sözlüktü. İyi de sıradan bir sözlükle en fazla ne yapılabilirdi ki?"
Bütün arkadaşlarının telefonu var, bir tek onun yok.
Ama annesi “zamanla olur” dedi… “Zamanla olur” ne demekse…
Küçük Porsuk bahçeyle ilgilenmeyi çok seviyordu. Bahçede küreğini mutlulukla savurdu, marulları güle oynaya suladı ve sonunda yanlışlıkla birkaç çilek fidesini kökünden kopardı...
Hiç ormanda yaşayan yavru bir baykuşun nasıl büyüdüğünü merak ettiniz mi?
"Evrensel bir dili vardı sarılmanın. Her sarılış başka bir duyguyu anlatırdı: Sevinci, üzüntüyü, korkuyu, özlemi. Anneler bilirdi, anlardı o sarılmanın hangi duyguyu anlattığını. Annesi de iliklerine kadar hissetti: Bu sarılma mutluluk doluydu ve teşekkür etmekti.
1840’lı yılların Topkapı Sarayı’nda on yaşından gün almış, dokuzunda bir şamaroğlanı vardı. Lala, şehzade yerine ona kızardı, şehzade yerine onu uyarırdı, hata yaptığında şehzade yerine onu azarlardı. Herkes bir kınalı serçeden bahsederdi ona…
Kitap
Herzaman ilk başvuru kaynağı olan kitap hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biridir. Her nekadar internet günümüzde çok büyük bir önem ve yere sahip olsa da bize en net ve güvenilir bilgiyi yine kitap vermeye devam ediyor. Kitabın önemi ve değeri giderek artıyor ve artık baktığımızda kitap çocukların ilk oyuncaklarından biri olmaya başlıyor. Küçük yaşlardan itibaren kitap hayatımıza yön verirken meraklarımızı gideriyor, bilgi aktarıyor, ufkumuzu genişletmeye ve birey olmamıza destek veriyor. Eğitim kitapları, kültürel kitaplar, sanatsal kitaplar, roman, hikaye kitapları, masal kitapları, kişisel gelişim kitapları, tarih kitapları, yabancı dil kitapları, nobel ödüllü kitaplar, felsefe kitapları, psikoloji kitapları, denemeler hatta sağlık ile ilgili kitaplar herzaman elimizin altından kitaplığımızın baş köşesinde yer alır. Sizde kitaplığınızı oluşturmak yada kitaplığınızdaki eksik kitapları tamamlamak için hemen istekle.com kitap kategorisini ziyaret edip güvenli ödeme sistemi ile siparişinizi oluşturabilir ve aynı gün kargo fırsatı ile kitaplarınıza hemen ulaşabilirsiniz.