Tarih - Araştırma
Baltık cephesinde piyade yüzbaşı olan ve ülkesindeki boyun eğmeyi içine sindiremeyen Hans Tröbst, Türkiye’de Mustafa Kemal liderliğinde bir direniş başlatıldığını duyar. Bu direnişe katılmak üzere Varna üzerinden gizlice İstanbul’a gelir. Burada bulduğu birkaç bağlantı sayesinde Anadolu’ya geçer ve Kurtuluş Savaşı’nın sonuna kadar Anadolu’da kalır.
Çanakkale Savaşı, yakın tarihimizin dönüm noktalarından biridir. Yüzyıllardır Avrupa devletleri karşısında yenilen ve gerileyen Türkler, Çanakkale Zaferi’yle bu gidişe son vermiştir.
1916'da, İngilizlerin Kut'ül Amare'de bozguna uğramasının hemen ardından iki adam, öngörülü bir politikacı olan Sir Mark Sykes ile hınç dolu bir diplomat olan François Georges-Picot Orta Doğu'yu paylaşma planlarını görüşmek üzere gizlice buluştu. İki adamın vardığı anlaşma bir yandan İngiliz-Fransız Dostluk Antlaşması'nı tehlikeye sokacak gerilimleri hafifletmeyi amaçlarken bir yandan da Akdeniz'den İran sınırına uzanan bir hat çiziyordu.
Eserin "Başlangıç" kısmında "Töre Ne Demektir?", "Türk Kendisini Başkalarından Nasıl Ayırıyordu?" gibi sorular sorarak bunlara cevap arayan Ziya Gökalp, öncelikle töre kelimesini, tarihî ve edebî kaynaklardaki takibini yaparak tanımlamıştır.
Ulusların Düşüşü, tarih boyunca ulusların, özellikle de birbirine benzeyen ulusların ekonomik ve politik gelişmeleri arasında neden büyük farklılıklar olduğuna dair bir tartışma yürütüyor. Yazarlar kısaca “Neden bazı ülkeler zenginken bazıları yoksuldur?” şeklinde bir soru ortaya atıp, köleci toplumlar, feodalizm, sömürgecilik, kapitalizm ve sosyalizm uygulamaları arasında ilginç ve çok öğretici bir yolculuğa çıkıyorlar.
Niyazi Altunya, yüzyıllar boyunca ezilmiş köy insanının, bilimin öncülüğünde yazgısını değiştirme mücadelesini simgeleyen köy enstitülerinin tarihini anlatıyor, Cumhuriyet Devriminin yarattığı özgün eğitim modelini her yönüyle inceliyor.
Judith Herrin Bizans: Bir Ortaçağ İmparatorluğunun Şaşırtıcı Yaşamı adlı kitabında, üzerinde yaşadığımız topraklarda yerleşmiş, esasında fazla belirgin olmayan “Bizans imgesi”ne ışık tutuyor. Bir tarihçinin gözünden ama aynı zamanda da bir hikâyecinin dilinden, zafer ve hezimetlerin tarihini değil, “Bizans nedir?” sorusunun yanıtını anlatıyor.
Tarihin derinliklerinden gelen bir ses yönlendiriyor adımlarınızı. Sesin çağrısına uyup girdiğiniz her odada gizli hazineler, haşmetli rüyalar, büyülü hayatlar…
Bugün içinde yaşadığımız dünya bir uluslar sistemidir. Çok değil, yalnızca 150 yıl önce, bugün varolan ulusal devletlerin yarısı bile henüz ortada yoktu. Son iki yüzyıldır milyonlarca insan, kendi uluslarına olan bağlılıkları nedeniyle başkalarına kin ve düşmanlık besledi, farklı ulustan insanları katletti. Bu bir yana, insanları bile bile ölüme gidecek kadar fedakar kılan bu bağlılığı, bir ulusa ait olma duygusunu nasıl anlayabiliriz?
Atatürk’ün Mutfağı’nda devletin kurucusunun sofrasına gelen yemeklerin hazırlandığı mutfağın kuruluşu, satın alınan mutfak âletleri, yemek takımları, aşçılar, o devirde sofracı denen garsonlar, yiyecekler, içecekler ve Atatürk’ün hususî hesabından karşıladığı yeme-içme masrafları belgelere dayanılarak anlatılmaktadır.
Muzaffer Özgüleş, bir padişahın başkadını ve iki padişahın annesi olarak Osmanlı tarihine geçmiş olan Gülnuş Emetullah Valide Sultan’ın hayatını ve hayır faaliyetlerini aydınlatıyor.
Milletimiz, tek bir adam gibi, gösterdiği sarsılmaz birlik ve gayret sayesinde bu başarıyı elde etmiştir. Milletimizin barış işlerinde de barıştan sonraki işlerde de aynı çaba ve gayret ve birlik göstererek bu zaferi tamamlayacağına şüphe yoktur. Bu zafer bize bir imkân bahşediyor. Biz, bu imkânı memleketimizin, milletimizin aydın, mutlu ve müreffeh geleceği için kullanacağız.
Yorulmadan beni takip edeceğinizi söylüyorsunuz. Fakat arkadaşlar, yorulmadan ne demek? Yorulmamak olur mu? Elbette yorulacaksınız. Benim sizden istediğim şey yorulmamak değil, yorulduğunuz zaman durmadan yürümek, yorulduğunuz dakikada da dinlenmeden beni takip etmektir. Yorgunluk her insan, her canlı için doğal bir durumdur. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür.
Selim Erdoğan, İstiklâlin Kumandanları: Vatandan Başka Sevgili Bilmeyenler kitabında acılarını, endişelerini, korkularını bir yana bırakan Millî Mücadele’nin kahraman kumandanlarının hiçbir şey olmamış gibi ayaklarına çizmelerini geçirip cepheye koşmalarını, kendi evlerini unutup Türk’ün son ocağını savunmalarını sizler için yazdı.
İslam Öncesi Türk Tarihi ve Orta Asya Tarihi alanlarının uzmanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl’ın Kadim Türkler: Eski Dünyanın Hâkimleri kitabı Kore yarımadasından Macaristan ovasına kadar sonsuz genişliklerdeki alanlarda Türk kökenli halkların izlerini sürmek isteyen herkesin keyifle okuyacağı bir eser.
Emperyalizme karşı kazanılmış ilk savaşın lideri Mustafa Kemal Atatürk, kanla elde ettiği bağımsızlığı ekonomik bağımsızlıkla tamamlamak için büyük çaba göstermiş ve sonunda yine kendine özgün ekonomi modeli ile dünya iktisat tarihine geçmiştir.
“Asrımızın büyük adamı Türk’tür; ve bu Türk de Mustafa Kemal Paşa’dır…”
İtalyan şair, devlet adamı, gazeteci, oyun yazarı Gabriele D'Annunzio’nun sözleri bunlar.
“Hiçbir şey tesadüf değildir!”, hele ki “kaderin adamı” olmak, asla!
İngiliz politikacı Churchill, Çanakkale Savaşları’ndaki öngörüleri ve başarılı hamleleri nedeniyle Atatürk’ü "kaderin adamı" olarak nitelendirmiştir. Çanakkale Savaşları’ndan yalnızca 8 yıl gibi kısa bir süre sonra, adeta bir mucize olarak tarihte yerini alan Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün, daha 1916’lı, 1918’li yıllarda, belki fikir bazında daha da önce, zihninde beliren planların bir sonucudur, demek, yanlış olmaz.
Atatürk, Fransızca ve Türkçe kaynaklardan okuduklarından oluşan düşünsel dağarcığındakilerle birlikte yapılan kimi çevirilere de dayanarak; uygar, çağdaş ve demokratik bir yurt bilgisi çerçevesini el yazısı ile kağıda dökmüştür.
“Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek kitabının kaleme alınmasındaki en önemli nedenlerden birisi okuyucunun moda olan filmlerden, dizilerden, macera romanlarından edindiği bilgiyi gerçek zannetmesiydi. Sahne ve gösteri sanatlarının bu gelişimi yeniden tersi bir efsaneleşme yarattı. Düzeltmeler yapmak lazımdı.”
İnkılâp tarihini bir bütün olarak kavrayabilmek için 1908 yılındaki II. Meşrutiyet’in ilanından başlanması gerektiğini söyleyen İnalcık, ilk olarak 1908-1918 arasındaki belli başlı gelişmeleri kuşbakışı bir perspektifle ele alıyor. Bu çerçevede imparatorluğu kurtarmak için Osmanlılık ve Türkçülük akımlarının gelişimini, İttihat ve Terakki’nin iktidar sürecini, I. Dünya Savaşı’ndaki gelişmeleri ve savaş bitiminde memleketin işgaline giden aşamaları irdeliyor.
Kissinger’ın derin tarih araştırmalarına, ayrıca bir diplomat ve politikacı olarak kişisel deneyimlerine dayanarak kaleme aldığı bu eser, diplomasiye dair yazılmış belki de en kapsamlı kitap olma iddiasındadır.
31 Ağustos 1922…
Büyük Taarruz’la son aşaması başlayan Türk’ün istiklal yürüyüşü meyvelerini vermiş, düşmanın muharip gücü Dumlupınar’da çok ağır bir darbe almıştır. Başkomutanlık Meydan Muharebesi’yle Yunan Küçük Asya Ordusu’nun üçte biri savaş dışı kalmıştır ama geriye kalan kuvvetler daha geride, örneğin Milne Hattı’nda savunmaya geçme ve İzmir yolunu kapatma potansiyeline sahiptir.
Hayatını Osmanlı tarihi üzerine araştırmalara adamış, kitaplar ve makaleler yazmış, Türkiye’de ve dünyada konferanslar vermiş Halil İnalcık’ın ders notları; pek çok yönden güncelliğini korumakta ve tarih severlere yeni bakış açıları kazandırmakta, yeni ufuklar açmaktadır.
Bu kitapta Türk adının anlamından başlayarak yaşadıkları coğrafya, boyları, kurdukları devletler, inançları, kültür dünyaları ve sosyal yapıları, devlet yönetim şekilleri, Çinliler ile ilişkileri, destanları, orduları, şehirleri ve kahramanları, İslamiyet öncesi Türklere dair merak edilenleri Pelin Çift sordu, Ahmet Taşağıl cevapladı.
Bu kitap, 1. Dünya Savaşı’nda en kanlı mücadelenin yaşandığı Çanakkale Cephesi’nde savaşan askerlerimizin tarihe mâl olmuş destansı mücadelesini bir nebze olsun anlatmak için hazırlanmış ve vatan savunmasında varlığını ortaya koyan Mehmetçiklerimizin hikâyeleri dile getirilmiştir.
Tarih boyunca birçok kıtaya yayılan Türkler çok çeşitli felaketlere maruz kalmalarına rağmen dağılmamışlar, tarih sahnesinden kaybolmamışlardır. Birçok farklı sebepten dolayı bölünerek başka coğrafyalara göç ettikleri de görülmüştür. Tüm bu dağınıklığa rağmen kültürlerini kaybetmemişler, medeniyetlerini sürdürmeyi bilmişlerdir.
Lyudmila Pavliçenko İkinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli, Nazi Almanyası’nın yenilmezlik imajının en güçlü olduğu yıllarda bir kadın olarak cephede çarpışmıştır. Sovyetler Birliği’nin ileri mevzilerinde, hatta düşman hatlarında Nazi savaş makinesine karşı sonu gelmez bir mücadele vermiştir.
“İttihatçılar milliyetperver ve büyük ideallere sahiplerdi ama kendilerini değerlendiremeyen bir ekip olmaları onları başarısızlığa sürükledi.”
“Mustafa Kemal (Atatürk), Suriye’de Vatan Cemiyeti’ni kuruyor, ertesi sene Makedonya’ya geliyor, oradan Trablusgarp’a koşuyor. Trablusgarp’taki görevi bitince tekrar bu tarafa Balkan Harbi’ne geliyor. Bu durum tabii ki kendisini ve düşüncelerini müthiş etkilemiştir.”
“Dr. Selim Erdoğan, ‘Büyük Taarruz’ kitabında ‘Sakarya’dan sonra Milli Mücadele’nin tarihi üzerine yerli ve yabancı kaynakları mukayeseli olarak kullanıyor. Coğrafya ve stratejiyi mükemmel bir şekilde işliyor. Kitapta ilk defa bazı çarpıcı gerçekler ortaya çıkıyor. Her iki muharebede de şehitliklerin tam listesi yok. Bunlar yazarın ve Harp Tarihi Dairesi’nin gayretiyle muharebe alanlarında ve civarda araştırılarak bulunuyor.
Ülkemizde zaman zaman bazı karşıtlıklar yaratılarak milli birlik ve bütünlüğümüz hedef alınmaktadır. Atatürk başta olmak üzere tarihi kişiliklerimiz üzerinden yaratılan karşıtlıklar, yeni kamplaşmalar oluşturmaktadır. Atatürk’ü ve diğer tarihi büyüklerimizi siyasi ve ideolojik tartışmaların içinden çekip çıkarmalıyız.
Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.
Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.
Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam da, değişen bir dünyada çöken bir dinsel-geleneksel imparatorluktan ve Sevr'i imzalamış olan bir kalıntıdan, yepyeni bir ulusun, yepyeni bir devletin doğuşunu anlatıyor.
HURAFELERDEN GERÇEKLERE:
DOĞU’NUN GERİ KALIŞ TARİHİ…
“Müslümanların uygarlık liderliğini kaybetmeleri ve modernlikten geri durmaları son yüzyıllarda dünya tarihinin merkezindedir ve uluslararası çatışmalar ile diplomatik tartışmalarda her zaman en büyük etken olmuştur. Hata neredeydi?” David Landes, Harvard Üniversitesi
CEPHEDEN COĞRAFYAYA
ADIM ADIM SAKARYA…
Millî Mücadele’nin düzenli ordu döneminin başındaki 1921 yılı muharebelerinin (1. ve 2. İnönü Muharebeleri, Kütahya-Eskişehir Muharebeleri ve Sakarya Meydan Muharebesi) tamamı dokuz ay gibi kısa bir sürede, henüz güç terazisi Yunanlar lehine iken gerçekleşmiştir.
“İstiklâl Harbi’nde Enver Paşa etrafında dahi hayli entrikalar çevrildi. Vesikalar ile görülecektir ki bütün bu işlerde haricî eller, millî harekâtımızı muvaffakiyetsizliğe sürüklemek için müthiş [oyunlar] oynamışlardır.”
– Kâzım Karabekir
“Aile bir toplumun en muhafazakâr, az değişen kurumlarından biridir ve şimdi bu asırda değişmektedir, bu değişme sebebiyle ‘aile’ kurumu kadar tarihçi araştırmalarını gerektiren bir konu yoktur.
“Osmanlı modernleşmesi otokratik bir modernleşmesidir, iç ve dış gelişmeler, hayatının son kırk yılında imparatorluğu bu otokratik modernleşmeden anayasal bir monarşiye kadar sürükledi, imparatorluk genç Cumhuriyete parlamento, siyasal parti kadroları, basın gibi siyasal kurumları miras bıraktı.
Onlar varlıklarının anlamını seferde buldular. Nice zamanlar içinde nice mekânlara sahip oldular. Tarifi mümkün olmayan büyüklükteki toprakları bazen ayak sesleriyle bazen de nal sesleriyle aştılar. Kondular, göçtüler… Kurdular, yıkılınca tekrar yaptılar… Hiçbir zaman vazgeçmediler. Ne olacağını değil, daima nasıl olacağını düşündüler. Türkler…
Osmanlı tarihinin kaynaklarına inildiğinde birçok abartılmış olay ve efsanevî şahsiyet görmek mümkün. Bu durumda okurlar şu soruyu sormakta çok haklı: “Kaynakları bile böyleyse, biz kendi tarihimizi nasıl öğreneceğiz?” İşte bu soruya cevap verebilmek için Osmanlı tarihçiliği konusunda tüm dünyanın parmakla gösterdiği Halil İnalcık, özel olarak araştırdığı 18 konuya özel bir dosya hazırlar ve bu dosyaya şu ismi koyar: Osmanlı Tarihinde Efsaneler ve Gerçekler.
Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştiri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanları, hikayeleri, denemeleri, oyunları ve anılarıyla, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır.
Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyeleri tarafından Cumhuriyetimizin 100. Yılına armağan olarak hazırlanan bu kitap, 100 yılda eğitimi, kurumlar, etkinlikler ve öğretim bağlamında ele almaktadır.
Yeditepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü'nün Cumhuriyetimizin 100.Yılına armağanıdır.
Orhun Vadisi Türk edebiyatının yazılmaya başladığı yerdir. İlteriş Kağan'ın oğulları, II. Köktürk kağanlarından Bilge Kağan ile onun askerî dehaya sahip kardeşi Kül Tigin'in anıt mezarları Orhun Vadisi'nde; II. Köktürk Kağanlığı'nın kuruluşundan itibaren devlet aklının temsilcisi olan baş vezir Bilge Tonyukuk'un yazıtları ise bu vadinin yaklaşık 360 km doğusunda yer alan Bayın Çokto bölgesinde bulunur.
- 1
- 2
Tarih - Araştırma
Kitap okumayı alışkanlık haline getirmiş olanların amacı kendisini geliştirmek, kültürlü ve bilgili olmaktır. Tarih - Araştırma kategorisi altında yer alan kitaplar kitap severlerin tarih bilgilerinin gelişmesine katkı sağlar. Tarih değiştirilemez sadece öğrenilir. Bu kategori altında yer alan diğer 3 kategoride ise Politika, Tarih ve Araştırma-Biyografi kitapları yer almaktadır. Kitaplıkların baş köşesinde yer alması gereken diğer bir kitap türü ise tarih kitaplarıdır. İstekle.com' un özel indirimli kitaplarını sipariş ederek kitaplığınızdaki eksik kategorileri hızlıca tamamlayabilirisiniz. Hemen Tarih-Araştırma kategorisindeki kitapları sepetinize ekleyin ve istekle.com'un aynı gün kargo imkanı ile hızlı bir şekilde güvenle satın alarak kitaplarınıza sahip olun.