Roman
Neredeyse mükemmeldi. Fakat girmemin yasak olduğu misafir odasının içini hiç görmemiştim. Bayan Garrick’le hâlâ tanışamamıştım. Ağladığını duyduğumdan emindim. Çamaşırları yıkarken beyaz geceliklerinin yakasında kan lekeleri buluyordum.
Fareler ve İnsanlar, insan doğasının kadim çıkmazlarına dair usta işi bir John Steinbeck kitabı. Birbirlerine hiç mi hiç benzemeyen iki arkadaşın; ufak tefek ve zeki George ile iriyarı ve aklı kıt Lennie’nin hikâyesini kaleme alıyor Steinbeck.
Gazap Üzümleri, bir toplumsal krizin etkilerinin epik bir anlatıyla gerçek bir sanat eserine dönüşmesinin Amerikan edebiyatındaki en güzel örneği.
Usta edebiyatçı Livaneli, Balıkçı ve Oğlu ile son yılların en can yakıcı ve büyük dramı “göçmenliği” balıkçı Mustafa, Mesude ve Samir bebek üzerinden anlatıyor. O güne dek sıcak evlerinde televizyondan izledikleri haberlerden aşina oldukları ölü insan bedenleri ve yarı ölü bir bebek evliliklerinin tam ortasına düşerek bir bomba etkisi yaratıyor; aile ilişkilerini bambaşka bir çehreye büründürüyor.
Amansız bir yalnızlaşma ve yabancılaşma
İstihbarat teşkilatının mesleğine aşkla bağlı elemanı Sedat’ın hayatı üst üste gelen musibetlerle altüst olmuştur. Babası gibi sevdiği amiri Yıldırım’ın öldürülmesinin şokunu atlatamadan kendisi de suikasta uğrar.
50'lerin İrlanda'sının bir taşra kasabasında, birçok genç kız gibi Eilis Lacey için de imkânlar kısıtlıdır. Ablası ona Amerika'ya göç etme imkânı yarattığında, Eilis ailesini, arkadaşlarını ve geçmişini ardında bırakarak gitmesi gerektiğini hisseder.
Gizli bir askeri proje, uzaylılarla iletişime geçmek için uzaya sinyal gönderir. Bu sinyali yakalayan, yıkımın eşiğindeki bir uygarlık ise Dünya’yı kendisi için istemektedir.
1969 ile 2012 arasında, kırk yılı aşkın bir süre Mevlut, İstanbul sokaklarında yoğurtçuluk, pilavcılık, otopark bekçiliği gibi pek çok iş yapar. Bir yandan sokakların çeşit çeşit insanla dolmasını, şehrin büyük bölümünün yıkılıp yeniden inşa edilmesini, Anadolu’dan gelip zengin olanları izler; diğer yandan ülkenin içinden geçtiği dönüşümlere, siyasi çatışmalara, darbelere tanık olur.
Bu romanda herkesin gözleri lacivert. Hiç lacivert göz görmedim ama lacivert gözleri severim. Lacivert gözlerin derinliklerinde, bilinmeyen diyarlardan maceraperest seyyahların getirdiği anlamlar yatar. Bence tabii...
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca’da bir halk masalından yola çıkılarak güç ve haklılık arasındaki ilişki ele alınır. Filler Sultanı gücüne güvenerek karıncalara savaş açar. Haklı ya da haksız olmak onun için önemli değildir.
Ünlü bir yazar olan Michael Noonan karısının ani ölümüyle adeta hayata küser. Ne yaptığı işe, ne de çevresine karşı bir isteği kalmıştır. Tüm bunların yanında yaşadığı yalnızlık duygusu beraberinde bunalımları ve kâbusları getirir. Her gece Sara Laughs adını verdikleri yazlık evlerini rüyalarında görür. Karşı koyamaz ve gider.
Miras, Esendal’ın ilk romanıdır. Meslek dergisinde tefrika edilen roman, derginin kapanmasıyla, kesin bir sona ulaşamadan yıllarca okurla buluşmayı bekler; bu ilk roman en son yayımlanır.
Cengiz Han hiç kuşkusuz tarihin gördüğü en büyük fatihti. İmparatorluğu, en parlak döneminde, Pasifik Okyanusu’ndan Orta Avrupa’ya kadar uzanıyor, Çin, Rusya ve Ortadoğu bu imparatorluğun toprakları arasında yer alıyordu.
20.yüzyıl Japon edebiyatının devlerinden, büyük eserlerin yaratıcısı Cuniçiro Tanizaki, kariyeri boyunca ülkesinde dönemin en büyük yazarı olarak kabul gördü, daha sonra ise Haruki Murakami, Yasunari Kavabata ve Yukio Mişima’yla birlikte savaş sonrası Japon edebiyatının “büyük dörtlü”sünden biri olarak anıldı. Asahi Ödülü alan başyapıtı Makioka Kızları ise savaş öncesi Japonya’nın çalkantılı atmosferinde, gelenekle modernite arasında sıkışmış bir ailenin hikâyesini anlatıyor.
Yüz yılı aşan bir mesafenin ardından, aynı şehirde bir başka Leyla... Sıradanlığın sessizliğinde kaybolmuş, sıkıcı bir evliliğin gölgesinde solgun bir hayat süren modern bir kadın. Tesadüfen eline geçen eski bir mektup, onu zamanın içinden süzülen yarım kalmış bir hikâyeye sürükler.
Athena Liu edebiyat dünyasının sevgilisi, June Hayward ise kelimenin tam anlamıyla bir hiç kimseydi. June, delice kıskandığı arkadaşının bu başarısını Amerikalı-Çinli olmasına, kendi başarısızlığını da normal bir beyaz kız olmasına bağlıyordu.
Sokaklarda cirit atan uluslararası suç şebekeleri, onlarla fotoğraf çektirmekten utanmayan siyasiler, faili meçhulden faili meşhura evrimleşen cinayetler, ekonomik bozulmanın ve kolay para kazanma arzusunun hızlandırdığı ahlaki çürüme, liyakatsizliğin getirdiği kamusal ve kurumsal çöküş…
Paulo Coelho Mektub’da farklı kültürlerin gözünden rengârenk bir deneyim hazinesi sunuyor. Coelho’nun ifadesiyle, “Mektub bir tavsiye kitabı olmaktan ziyade tecrübeleri aktarmayı amaçlıyor.”
Usta yazarın belki de en etkileyici yapıtı olan, sinemaya da uyarlanmış Körlük, toplumsal yaşamın nasıl bir vahşete dönüşebileceğini müthiş bir incelikle gözler önüne sererken, insana dair son umut kırıntısını da bir kadının tek başına örgütlediği dayanışma ve direniş örneğiyle sergileyen unutulmaz eserler arasında yerini almıştır.
Lev Nikolayeviç Tolstoy (1828-1910): Anna Karenina, Savaş ve Barış, Diriliş’in büyük yazarı, yaşamının son otuz yılında kendini insan, aile, din, devlet, toplum, özgürlük, boyun eğme, başkaldırma, sanat ve estetik konularında kuramsal çalışmalara da verdi. Bu dönemde yazdığı roman ve öykülerinde yıllarca üzerinde düşündüğü insanlık sorunlarını edebi bir kurguyla ele aldı. Tolstoy’un 1882 yılında tamamladığı İtiraf, dinî sansür nedeniyle ilk kez 1884’te Cenevre’de basıldı.
2. Dünya Savaşı sırasında batırılan bir mülteci gemisinin hikâyesine dayanan bu etkileyici romanda, Almanya doğumlu yaşlı bir profesör, sevgili karısını en son gördüğü yeri ziyaret etmek için Amerika’dan İstanbul’a gelir.
"İstediğin kadar saksağan vur vurabilirsen, ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır."
Tüm zamanların en sevilen hikâyelerinden biri olan, kırktan fazla dile çevrilen, Oscar ödüllü bir sinema filmi için temel oluşturan ve yirminci yüzyılın en iyi romanlardan biri seçilen Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek, Amerika'nın acımasız bir önyargı ile zehirlenmiş güneyinde geçen, sürükleyici, yürek burkan ve dikkat çekici bir büyüme hikâyesi.
Orta yaşı geride bırakmış, tüm yaşamları Beyoğlu’nda geçmiş üç arkadaş; Selim, Kenan ve Nihat. Selim’in ağzından dinlediğimiz hikâyede üç arkadaşın, Kenan’ın ölüm deneyiminin ardından değişen hayatları ele alınıyor. Hayatını –yeniden– anlamlı kılmak için çırpınan Kenan, içine girdiği çukurun farkında değildir.
Tasarlanmış cinayet iyi bir organizasyonu gerektirir
Dünyaca ünlü polisiye yazarı Agatha Christie İstanbul’da gizemli şekilde ortadan kaybolur. Yazarın on bir gün boyunca yaşadıkları günümüzde dahi esrarını korumaktadır. Christie’nin sırra kadem bastığı günlerde kimlerle, nerede olduğunu açıklamaksa yine bir polisiye yazarına nasip oluyor; Ahmet Ümit –kurgu olsa da– bu sırrı ifşa ediyor.
Şah damarından da yakında bir katil.
Amerika’da yaşayan başarılı tarih profesörü Nüzhet, Fatih döneminde işlendiğini düşündüğü, tarihe bakışı değiştirebilecek büyük bir siyasi cinayeti aydınlatma gayesiyle döndüğü İstanbul’da sapında Fatih Sultan Mehmet’in tuğrası bulunan mektup açacağıyla öldürülür.
'Afrikalı Leo', gerçek bir yaşam öyküsünden çıkarılmış düşsel bir yaşamöyküsü: "Bir berberin sünnet ettiği, bir Papanın vaftiz ettiği" Hasan ibn Muhammed el-Vezzan ez-Zeyyati alias/namı diğer Giovanni Leone de Medici'nin, Leo Africanus yani Afrikalı Leo'nun özyaşamöyküsü -yazmış olsaydı yazacağı gibi...
“Bazen bir kelime, bir ömrün acısını taşır.”
Berfu Çetin, iç dünyasının derinliklerinden gelen satırlarla karşımıza çıkıyor. Tutarsız Kırıklar, yalnızlığın, özlemin, sevilme arzusunun ve içsel çöküşlerin günlüğü gibi. Her cümle bir kırık, her paragraf bir yara izi…
Jack London, dünya çapında klasik eserlere imza atmış önemli bir yazar. Unutulmazlar arasına giren eseri "Beyaz Diş" de yıllardan beri dünyanın en çok okunan kitapları arasında yer alıyor. Kızılderili bîr kurt kırmasının serüvenini anlatan kitap, vahşet ve sevginin, roman kahramının kişiliğinde büründüğü gerçek değeri yansıtıyor.
Sevgili Arsız Ölüm, yazarının hayatına dair somut izler barındırması bakımından bir soy hikayesi ve biyografi olma özelliği taşıyor. Kitaptaki olaylar, Latife Tekin’in doğduğu ve büyüdüğü yer olan Kayseri Bünyan’da başlıyor. Romanın ana hattını ise ilçenin Alücüvek köyünde yaşamını sürdüren Huvat adlı bir adam ve aile yaşantısı oluşturuyor.
Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan John Steinbeck’in çağımızın toplumsal ve insani meselelerini ustalıkla resmettiği eserleri modern dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır. Steinbeck romanlarında yalın ve keskin bir gerçeklik sunarken yine de her seferinde çarpıcı bir öykü ile çıkar okurunun karşısına.
İtalyan edebiyatının köşe taşlarından Dino Buzzati'nin ilk romanı olan Tatar Çölü, modernist edebiyata yapılmış en önemli katkılardan biri. Genç teğmen Giovanni Drogo, ilk görev yeri olarak Tatar Çölü'ndeki Bastiani Kalesi'ne tayin edilir.
“Bir gün dönüp yazdıklarımı okudum. Düşünce derinliği şekline bürünen bir sürü ıvır zıvır saçmalık. ‘En azından bunun farkındasın,’ dedim kendime. Bir süre ara verdim yazmaya. Saksıya menekşe ektim, her gün suladım, bir akşam geldim soğuktan donmuş. Olabilir. Her şey olabilir.”
1951 yılında basılan kitap, Salinger’in ilk ve tek romanıdır. Çıktığı andan bu yana ilgi gören roman, ergenlik dönemindeki bir çocuğun dünyayı algılayış biçimini bize anlatırken, yetişkinlerin düzenine karşı olan isyanını da başarılı bir dil ile aktarıyor.
İtalya. Giulia, babasının atölyesinde çalışan genç bir kadın. Babasının geçirdiği kaza sonrası nesillerdir faaliyet gösteren, aile yadigârı o atölye ile ilgili bir gerçekle karşı karşıya kalıyor. Giulia’nın iki seçeneği var: Ya içinde sıkıştığı koşullardan kurtulmanın yolunu bulacak ya da orada boğulacak.
1942’de yayımlanan Yabancı, romancı, tiyatro yazarı ve düşünür olarak İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yalnız Fransa’da değil tüm dünyada kuşağının sözcüsü ve yol göstericisi olarak kabul edilen Albert Camus’nün, ilk ve en çok ses getiren yapıtıdır.
Sovyet Rusya’ya bir eleştiri niteliğinde olan bu kitap, günümüz siyasetinin baskısı, toplumdaki adaletsizliği, insanların tek tipleştirilmek istenmesi, zihnin kontrolü ve bireyselliğin yok edilmesi gibi kavramlar üzerinde de duruyor.
...içim bomboş olmalı, huzurlu ve bomboş olmalı ki içim işte o zaman dışarının ışığı içimde parlayabilir, zira ne zaman ki içim huzurlu ve bomboş olur o zaman ışık içimde parlamaya başlayabilir, huzurlu ve bomboş olmalı içim, itiş kakıştan vazgeçmeliyim, sakinleşmeliyim, yalnızca içimde parlayacak ışıktan ibaret olmalıyım, hiçbir şey arzu etmeyen bir ışık olmalıyım...
“… Ben hâlâ, ölmeyi bile becerememiş utanmaz, aptal bir hayaletten, ‘yaşayan bir cesetten’ başka bir şey değildim.”
“Yaşamla ölüm arasında bir kütüphane var,” dedi. “Bu kütüphanedeki raflar sonsuza kadar gider. Her kitap yaşamış olabileceğin başka bir hayatı yaşama şansını sunar sana. Farklı seçimler yapmış olsan, şu an nasıl bir hayatın olacağını görürsün…
Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?”
Martin Eden’da, Jack London yazar olma mücadelesi veren bir gencin trajik hikâyesini anlatır. Martin Eden, eğitimli ve başarılı bir sanatçı olma arayışında yoksulluğun ve fırsat eşitsizliğinin üstesinden gelmek için mücadele eden, idealist ve kendi kendini yetiştirmiş bir gençtir.
Clearwater Lisesi’nde yeni okul yılı başlamak üzere. Carag arkadaşlarıyla birlikte büyük bir heyecanla okula başlıyor. Ancak pumadan dönüşen gencin yaptıklarından herkes memnun değil.
Hayvan Çiftliği, George Orwell tarafından yazılmış ünlü bir politik allegory (benzetme) kitabıdır. Kitap, bir çiftlikte yaşayan hayvanların insan yönetimi altında yaşam mücadelesini anlatır ve Sovyetler Birliği'nin kuruluşunu ve Stalin dönemini eleştirmek amacıyla yazılmıştır.
Kimi eleştirmenlerce Sibiryalı çağdaş Çehov olarak tanımlanan Rus yazar Valentin Grigoryeviç Rasputin 1937 yılında Sibirya’nın İrkutsk bölgesinde köylü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Daha çok sıradan insanların öykülerini kaleme alan Rasputin, eserlerinde köy yaşamına ve doğaya yer verdi.