İSTEK Yayınları
C’est Parti A2 est conçu pour faire découvrir la angue française aux nouveaux apprenants turcs.
Martin Eden’da, Jack London yazar olma mücadelesi veren bir gencin trajik hikâyesini anlatır. Martin Eden, eğitimli ve başarılı bir sanatçı olma arayışında yoksulluğun ve fırsat eşitsizliğinin üstesinden gelmek için mücadele eden, idealist ve kendi kendini yetiştirmiş bir gençtir.
Clearwater Lisesi’nde yeni okul yılı başlamak üzere. Carag arkadaşlarıyla birlikte büyük bir heyecanla okula başlıyor. Ancak pumadan dönüşen gencin yaptıklarından herkes memnun değil.
Hayvan Çiftliği, George Orwell tarafından yazılmış ünlü bir politik allegory (benzetme) kitabıdır. Kitap, bir çiftlikte yaşayan hayvanların insan yönetimi altında yaşam mücadelesini anlatır ve Sovyetler Birliği'nin kuruluşunu ve Stalin dönemini eleştirmek amacıyla yazılmıştır.
C’est parti I est conçu pour faire découvrir la langue française aux nouveaux apprenants turcs. Chaque unité est construite pour développer les 4 compétences de l’apprentissage : compréhension orale, compréhension écrite, production orale, production écrite.
Molière, Kibarlık Budalası’nda 17. yüzyıl Fransız toplumunu hicveder. Orta yaşlı, zengin bir tüccar olan Mösyö Jourdain sınıf atlamak için asilzade olmaya çabalarken kendisini komik duruma düşürür. Moda olduğunu düşündüğü için pahalı ama tuhaf giysiler diktirir, hiçbirine ilgi duymasa da ısrarla felsefe, eskrim, dans ve müzik dersi alır. Oyun ilerledikçe işler karmaşıklaşacak, hatta Mösyö Jourdain’in evini sultan ziyaret edecektir...
Kimi eleştirmenlerce Sibiryalı çağdaş Çehov olarak tanımlanan Rus yazar Valentin Grigoryeviç Rasputin 1937 yılında Sibirya’nın İrkutsk bölgesinde köylü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Daha çok sıradan insanların öykülerini kaleme alan Rasputin, eserlerinde köy yaşamına ve doğaya yer verdi.
Elinizdeki bu kaynak, Türkiye’de en etkin ve en kolay biçimde Rusça öğrenmenizi veya öğretmenizi sağlamak amacıyla Yeditepe Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Rusça Birimi Dil Sorumlusu Öğretim Görevlisi İmren Arbaç ve Okan Üniversitesi Çeviribilim Bölümü Rusça Mütercim-Tercümanlık Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Mayagül Ergenekon tarafından Türkçe-Rusça açıklamalı ve akıllı telefonunuzdan veya online olarak internetten dinleyebilmeniz için QR kodlu olarak hazırlanmıştır.
İlk bakışta Carag normal bir çocuğa benzese de parlak gözlerinin ardında inanılmaz bir sırrı vardır: Carag bir “dönüşen”dir. O, yarı insan, yarı puma olarak Rocky Dağları’nın vahşi doğasında büyümüştür ve kısa bir süredir insanların dünyasında yaşamaktadır. Yeni hayatı büyüleyici olduğu kadar ona çok da yabancıdır.
Kimi uzaya gitti, kimi felaket anlarında başkalarının hayatını kurtarmak için kendini riske attı. Cesur bir yüreğe sahip olmak ayrıcalıktır. Onlar cesur bir yürekle doğarlar.
Evet, bazen en acayip fikir, görünüşte en mümkün görünmeyen fikir, kafanıza öyle işlenir ki, o en nihayetinde sizin için gerçeğe dönüştürülebilecek bir şey olarak ortaya çıkar…
Elinizdeki bu kaynak, Türkiye’de en etkin ve en kolay biçimde Rusça öğrenmenizi veya öğretmenizi sağlamak amacıyla Yeditepe Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu Rusça biriminde çalışan Rusça dil uzmanları tarafından Türkçe - Rusça açıklamalı, akıllı telefonunuzdan dinleyebilmeniz amacıyla QR kodlu olarak hazırlanmıştır.
Franz Kafka’nın ilk kez 1915 yılında yayımlanan eseri Dönüşüm Gregor Samsa’nın bir sabah huzursuz bir rüyadan uyandığında, kendini yatağında dev bir haşereye dönüşmüş olarak bulmasıyla başlar...
Serin bir rüzgâr yağmurun fısıltısını çoğaltarak esiyor, üstümüzde siyah bir çadır gibi açılan çam dalları titriyordu. Anadolu’nun bu yalçın ufuklu, bu boş, bu kayalık, bu korkunç tarafı, Bozdağı’na giden bu ıssız yol, eskiden beri bir eşkıya uğrağıydı; bunu biliyordum.
Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayımlanan makalelerden oluşan Eşkal-i Zaman’da Ahmet Rasim, İstanbul’un gündelik yaşamını, vapurları, tramvayları, sokakları, esnafı, insan tiplerini, döneminin toplumsal sorunlarını kendine özgü üslubuyla anlatıyor.
Savaş ve Barış, Anna Karenina ve İvan İlyiç’in Ölümü’yle tanınan Tolstoy, gerçekçi edebiyat akımının en önemli temsilcilerindendir.
Eserlerinde toplum, ahlak, aile, devlet gibi kavramları sorgularken yaşadığı toplumun sorunlarını yalnızca edebi bir ustalıkla değil, aynı zamanda felsefi bir bakış açısıyla ele alır.
Petersburg’un beyaz gecelerinde, hayalperest anlatıcı ile genç bir kızın dört gecelik karşılıklı konuşmalarıyla geçen hüzünlü bir hikâye. Genç kız da tıpkı hayalperest anlatıcı gibi hayaller içindedir. Moskova’dan gelecek bir mektubu bekleyen genç kız ve hayalperest anlatıcı arasında tuhaf bir bağ oluşur. Mektup ve beklenen kişi geciktikçe duygular ve düşünceler karmaşık bir hale gelecektir.
Gözüm sekiz arşın kalınlığındaki taş duvarları aşıyor, güverte kenarında eteklerini uçurarak vincin işlemesini seyreden kızları, merdivenden kocaman yatak denkleri indirmeye çalışan hamalları görüyordu. Yerimden fırlamak, gardiyanları, jandarmaları şöyle elimin tersiyle iterek çıkıp yürümek, bir sandala atlayıp gemiye varmak ve kaptana: “Çek!” demek istiyordum.
Dinle neyi, nasıl hikâye ediyor
Ayrılıklardan şikâyet ediyor…
……………………………………
" Dostlarım ! Bu öyküyü dinleyin. Çünkü aslında kendi halimizi dile getiriyor."
Ayrı, her şeyden, herkesten ayrı ve uzak kalmak, yalnız kendisini dinlemek, yalnız kendi düşünebileceği gibi düşünmek istiyordu. Sakız gibi çiğnenmiş güzelliklerden, bir dua kadar çok tekrar edilmiş yeni fikirlerden eser bulunmayan bu çölde hiçlik ve... güzellik hüküm sürüyordu.
Modern Rus edebiyatının kurucusu kabul edilen Aleksandr Puşkin’in son derece duru ve çarpıcı bir dile, merkezinde bir aşk öyküsünü, arka planda ise ünlü Pugaçev isyanını anlattığı Yüzbaşının Kızı, Rus romanının ve tarihsel roman geleneğinin öncüsü olma özelliğini taşıyor.
New York’tan Buenos Aires’e gitmekte olan bir yolcu gemisinde karşılaşan üç kişinin bir satranç tahtası etrafında yaşadığı ruhsal karmaşayı yalın ve çarpıcı üslubuyla anlatan Zweig’dan, insanın kendiyle savaş halinde oluşunun uzun öyküsü: Satranç…
“Fakat şu muhakkak ki bugün olduğum gibi olmak da istemiyorum. Büsbütün başka bir hayat, daha az gülünç ve daha çok manalı bir hayat istiyorum. Belki bunu arayıp bulmak da mümkün… Fakat içimde öyle bir şeytan var ki... Bana her zaman istediğimden büsbütün başka şeyler yaptırıyor.
Dünya sadece yaşadığımız evden, oyun oynadığımız parktan, mahalleden, içinde yaşadığımız şehirden mi ibarettir ? Yoksa başka yaşamlar, başka âlemler ve keşfedilmeyi bekleyen güzelliklerle mi doludur dünya ?
Mutluluk nerede?
Yaşamı yönetmek, yönlendirmek mümkün mü?
İrademizle mi davranıyoruz, yoksa ezberlediklerimizle mi?
Ne istiyoruz, ne bekliyoruz?
Nasıl düşünüyor, nasıl karar veriyoruz?
Bu ve benzeri pek çok sorunun cevabını hâlâ arıyorsanız içeri buyrun...
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahili ve harici bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklal ve cumhuriyetini müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin!
Gün İzleri’ndeki öyküler, özellikle kısa öykünün, küçük olaylara büyüteç tutan keskinliğini, mizahını ve ince derinliğini yansıtırken, hayatın hüzünlü komedisi içinde ümit veren, gülümseten kalıcı sahnelerle okuru düşünceye davet ediyor.
Yani bütün bunları bir köpek mi yaptı ? Hımm… Alabaş’ın maceralarını bir de Erol’dan dinleyin. Erol kim mi ? Alabaş’ın sahibi.
Baloncuk, sadece sorumluluklarını ve başarıyı önemseyen Pelin’in hikâyesi…
Bir gün sınıfa yeni bir öğrencinin gelmesiyle kendini önemsiz hisseden Pelin, kendisini bir baloncuğun içinde buluverir. Bakalım sınıfa yeni gelen Arda, Pelin’in baloncuktan çıkmasına yardım edebilecek mi ?
Altı hikâyeden oluşan bu kitapta hayvanların başlarından geçen olaylara şahit olacaksınız. Oldukça ilgi çekici olaylara…
Cennet gibi bir yaşam nasıl cehenneme çevrilir ? İşte gözünü hırs bürümüş eşeklerin yol açtığı olayların ve başlarına gelenlerin ilginç hikâyesi…
Büyük salonun kapıya yakın bir duvarının önünde birdenbire durdum. O andaki hislerimi, bilhassa aradan bu kadar seneler geçtikten sonra, anlatmama imkân yok. Yalnız orada, kürk mantolu bir kadın portresinin önünde, mıhlanmış gibi durduğumu hatırlıyorum. Resimleri seyredip geçenler, vücutlarıyla beni sağa sola itiyorlar, fakat ben olduğum yerden ayrılamıyordum. Bu portrede ne vardı?..
“Eğer kelebekleri görmek istiyorsam birkaç tırtıla katlanmam gerek. O kadar güzel görünüyorlar ki… Yoksa kim ziyaret eder beni? Sen uzaklarda olacaksın. Büyük hayvanlara gelince… Hiç korkmuyorum onlardan. Benim de pençelerim var.
Tanzimat edebiyatının en yenilikçi isimlerinden olan Recaizade Mahmut Ekrem, Bihruz’un psikolojisini iç konuşma, iç çözümleme, bilinç akışı gibi modern tekniklere başvurarak anlatırken Türkçe edebiyatın unutulmaz tiplerinden birini de yaratır.
İlk kez 1932’de Konya’da bir yerel gazetede tefrika halinde yayımlanmaya başlanan ancak yarım kalan Kuyucaklı Yusuf kitap halinde ilk kez 1937 yılında yayımlandı. Sabahattin Ali’nin ilk romanıdır.
Keyifli bir balık avı nasıl oldu da iki küçük balıkçı için heyecan dolu bir maceraya dönüştü ?
Amerika, en iyi ile en kötünün bir arada yaşadığı çelişkiler ülkesidir. Bir yanda dünyanın en iyi üniversiteleri, kütüphaneleri, kültür merkezleri, hastane ve teknoloji merkezleri, NASA, askeri gücü, spor tesisleri, Hollywood...
Tarih öncesi devirlerden itibaren uygarlığın gelişimini çok geniş bir açıdan anlatan bu kitap Ahmet Taşağıl ve Aykut Kar’ın editörlüğünde konunun uzmanı akademisyenler tarafından kaleme alınan makalelerden oluşuyor. Tarih öğrencileri için bir elkitabı olma özelliğine sahip bu çalışma konuya ilgi duyan genel okura da sesleniyor.
Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışından Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna geçiş sürecinin anlatıldığı bu kitap hem tarih öğrencileri için bir elkitabı olma özelliği taşıyor, hem de genel okura hitap ediyor. Kitapta, Batı uygarlığının yükselişi, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi temelleri, Kurtuluş Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki eğitim, sosyal ve kültürel yaşam, yeni Cumhuriyet’in hukuk sistemi, Türkiye ekonomisi, Türk dış politikası, ulusal güvenlik inceleniyor.
13. yüzyılda Anadolu sahasında Oğuz Türkçesinin en büyük temsilcisi olan Yunus Emre, şiirlerini genellikle hece ölçüsüyle yazmıştır. Kimi zor kavramları Türkçe kelimeler kullanarak rahatlıkla ifade etmeyi başarmış, bu özelliğiyle kendisinden sonra yetişecek şairlerin öncüsü olmuştur.
Beyaz Diş, vahşi doğanın çetin yaşam koşullarının tüm canlılar için hayatta kalma mücadelesi anlamına geldiğini anlatan en büyüleyici romanlardan biridir. Bir mağarada doğan Beyaz Diş’in büyürken, dünyanın kapılarını yavaş yavaş aralamasını, kendisini ve doğayı keşfederek ehlileşme serüvenini konu alır. Kitap, vahşi doğada bile her canlının sevgiye ihtiyacı olduğunu savunur.
Komedilerinde aydın kesim ile halk, saray ile şehir arasındaki ayrılıkları gidermek asıl amacıydı. Eserlerinde değindiği toplumsal yergiler saray çevresini ve soyluları rahatsız ettiği için yasalara, geleneklere karşı gelmekle suçlandı.
Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai’nin acıklı bir aşk hikâyesi üzerinden kölelik ve özgürlük konularını işlediği romanıdır. Yazar bu eserinde, kölelik kurumunu, Osmanlı burjuvazisini ve insanın kendisinin değil ait olduğu sosyal sınıfın önemsenmesini eleştirerek, insanların eşit olduğu fikrini savunur.
"Sí, hablo español" (A1) kitabı İspanyolca öğrenenler için bir metot kitabıdır. Bu kitap Avrupa’nın yabancı dil kriterlerine göre A1 seviyesindedir. Kitabın devamı "Sí, hablo español" (A2) kitabıdır.
‘‘Onun hayatı da öyle değil miydi? Son günlerin hoşluğu ile beraber, şimdi yine imkânsızlığa, yine hüzün ve kasvete düşmemiş miydi? Tıpkı şimdi düşündüğü gibi, nasıl yaz elindeki saadetten habersiz geçip ilk kış hücumuyla üzülürse, o da demin anlamamış, özlem duymamış mıydı? Tekrar hayatına başlamak arzusu, bugün tekrar yaz olmak emeli gibi değil miydi? Bir yıldır onu harap eden endişelerin, hüzünlerin ne olduğunu artık iyice görüyor, ‘İşte benim eylülüm!’ diyordu.’’
- 1
- 2