Bu ürün ile beraber alınan diğer ürünler
İslam Bey, gönüllü olarak orduya gidecektir ve uzaktan sevmekte olduğu Zekiye ile vedalaşmak ister. Zekiye’ye, kendisi hakkında beslediği sevgiyi anlatır. Kız da ona karşı kayıtsız olmadığı gibi, onun arkasından o da erkek elbisesi giyerek gönüllüler takımına karışır, Silistre’ye kadar gider...
Serin bir rüzgâr yağmurun fısıltısını çoğaltarak esiyor, üstümüzde siyah bir çadır gibi açılan çam dalları titriyordu. Anadolu’nun bu yalçın ufuklu, bu boş, bu kayalık, bu korkunç tarafı, Bozdağı’na giden bu ıssız yol, eskiden beri bir eşkıya uğrağıydı; bunu biliyordum.
Sergüzeşt, Samipaşazade Sezai’nin acıklı bir aşk hikâyesi üzerinden kölelik ve özgürlük konularını işlediği romanıdır. Yazar bu eserinde, kölelik kurumunu, Osmanlı burjuvazisini ve insanın kendisinin değil ait olduğu sosyal sınıfın önemsenmesini eleştirerek, insanların eşit olduğu fikrini savunur.
Beyaz Diş, vahşi doğanın çetin yaşam koşullarının tüm canlılar için hayatta kalma mücadelesi anlamına geldiğini anlatan en büyüleyici romanlardan biridir. Bir mağarada doğan Beyaz Diş’in büyürken, dünyanın kapılarını yavaş yavaş aralamasını, kendisini ve doğayı keşfederek ehlileşme serüvenini konu alır. Kitap, vahşi doğada bile her canlının sevgiye ihtiyacı olduğunu savunur.
Tanzimat edebiyatının en yenilikçi isimlerinden olan Recaizade Mahmut Ekrem, Bihruz’un psikolojisini iç konuşma, iç çözümleme, bilinç akışı gibi modern tekniklere başvurarak anlatırken Türkçe edebiyatın unutulmaz tiplerinden birini de yaratır.
‘‘Onun hayatı da öyle değil miydi? Son günlerin hoşluğu ile beraber, şimdi yine imkânsızlığa, yine hüzün ve kasvete düşmemiş miydi? Tıpkı şimdi düşündüğü gibi, nasıl yaz elindeki saadetten habersiz geçip ilk kış hücumuyla üzülürse, o da demin anlamamış, özlem duymamış mıydı? Tekrar hayatına başlamak arzusu, bugün tekrar yaz olmak emeli gibi değil miydi? Bir yıldır onu harap eden endişelerin, hüzünlerin ne olduğunu artık iyice görüyor, ‘İşte benim eylülüm!’ diyordu.’’